14 Temmuz 2013 Pazar

Nasıl bir Yağmur? 0


"Her bebeğin bir karakteri vardır" 
derler ya, bu aralar bu sözü çok anımsar oldum. Bu yüzden de bu postu yazıyorum. Daha doğrusu bu post dizisine start veriyorum.
Yağmur 3,5 yaşında artık, karakteri oldukça belirginleşti, en azından çerçeve belli. İleride dönüp bakmak ve değişimi ya da rijitliği görebilmek için not düşmek istedim.
 

 
 
Bebekliğinde giyinmek sorun olmadı hiç. Hani bazı bebekler aralıksız ağlar ya kıyafetleri değiştirilirken, işte Yağmur o bebeklerden değildi. Ancak ne zaman ki tulumlar yerini belden lastikli pantolon şortlara bıraktı işte bizim kabusumuz da öyle başladı. Mümkün olsa da çıplak dolaşsa. Hele bu aralar artık durum iyice iç karartıcı olmaya başladı. Aldığım birçok cici bici şeyler etiketleriyle duruyor dolapta. Hayır tam olarak belli olsa ne istediği ona göre alacağım ama 15 gündür giydiği bir şort birden rahatsız etmeye başlıyor. Geçenlerde rahatsız olduğu kıyafetleri ayıralım dedim. Hepi topu 2 şort kaldı çekmecede :(
 
 
Küçüklüğünden beri evden çıkmak hep zor oldu bizim için. Zaman kavramı olmadığı için ve hanımefendinin kafasındaki kurguya sadakat esas olduğu için evden şöyle derin mi derin bir nefes vermeden çıkamadım hiç. Uzattığım ayakkabının tekine uygun olan değil de diğer ayağını kasten uzatması var ya sanki bir totem onun için.
 
 
 
 
Kıyafet zaten artık benim seçtiğimin dışında ne varsa o olmalı. Bazen sevdiğim bir şeyi giydirmek için bildiğiniz tiyatro oynuyorum hem de baş rolde. Diziyorum 3-5 t-shirtü sonra istediğim dışındakilerin reklamını yapıyorum sırayla. O da gidip bahsi hiç geçmemiş olan benim istediğim tshirtü seçiyor "çoğunlukla!". 
 
Sonra şu tam çıkmak üzere bulunan oyuncak ve oyunlar vardır bi de. Ha bi de birden duymaz olur Yağmur o sırada. Yağmuuuuur hadi kızım gidiyoruz, arkadaşın bizi bekliyor, pastayı kesecekler bak, aaaa acaba öğretmenin şimdi ne yapıyordur? gibi hiiiç kaile alınmayan hece grupları boşlukta yankılanır biz çıkmadan önce. 
 
Sonra bir oto koltuğu sorunsalımız var ki ben artık bu konuda yazmak bile istemiyorum. O emniyet kemeri var ya, bizim koltuğumuzda o yok aslında. Öncelikle kollarını geçiremedik hiç, sadece bacaklarından tutuyor. Bi de hergün biraz daha bollaştırıyoruz tabii. Yoksa "sıkıyoooooor!.."
 

 
 
Her türlü temas ilk etapta rahatsız ediyor onu. Mesela yolda görüp ilgilenen bir teyze ya da amca bodozlama bir şekilde bir yerinden tutup dokunarak  iletişime geçerse daha başlarken kaybetmiştir. Yeni tanışmalara zaman tanıyor bol bol. Hemen sıkı fıkı olmak pek hoşuna gitmiyor. Ama bu durumu abarttığı da oluyor bazen. 
2 yaşındaydı bir akşam babasıyla üniversiteden ortak arkadaşlarımızla bir araya gelmiştik. Bu gruptan bir abi ki ismi Levent'di, Yağmur'a bütün gece onu öpüp öpemeyeceğini sordu. Yağmur da her seferinde bu isteği reddetti. Gecenin sonunda öpücükten umudunu kesmiş Levent Abi'ye hoşça kal dedik, herkes arabasına bindi ve yoluna koyuldu. Bu tür gecelerin sonunda -ki bu Yağmur'un uyku saati civarına denk getirilirdi, babasıyla sürekli ve alçak sesle sohbet ederiz ki Yağmur uykuya çabuk geçsin. Yine Yağmur'un uyuyacağını düşünerek sessiz sessiz sohbet ederken arkadan hatırı sayılır yükseklikte bir ses geldi. "Öpsün!"
doğal olarak ben:"Efendim annecim, ne dedin anlamadım." dedim.
Yağmur tekrarladı: "Öpsün, o abi beni öpsün!"
Bütün gece bir öpücük için kendini paralayan Levent Abisinin artık onu öpebileceğini söylüyordu yani. Üstelik kahkahalarla bunun imkansızlığını anlatmaya çalışınca da ağlamaya başladı :)
 
 
 

Hoşlandığı şeyler de var tabii! Komşularımızdan (bir ara komşu tanımı şuydu: evleri evimizin yanında yaşayan insanlar) ve onlara kendi özgür iradesiyle gidip gelmekten hoşlanıyor.

Yürümekten, yürümekten ve yürümekten hoşlanıyor çok. Evden her çıkışımızda  arabayla mı yoksa yürüyerek mi sorusunu sormadan çıkmaz asla. Eğer cevap arabayla ise önceki evimizin şimdi oturduğumuz eve göre çok merkezi olması ve dolayısıyla eskisen daha az araba kullanmamız sebebiyle bir umut uğraşır ki yürüyerek gidelim diye. Daha yeni yeni sormayı azalttı diyebilirim.
 

 
 
Dans etmek de bebekliğinden beri en çok sevdiği ve en iyi yaptığı şeylerden biri. Kendisi yazsa ben bu konuda iyiyim diye yazardı kesin :) müzik ve ritm konusunda iyi olduğunu profesyonellerden duyuyoruz ve mutlu oluyoruz. Onun için tabii çünkü "Müzik ruhun gıdasıdır" ya...

Bi de biçimleri sürekli bir şeylere benzetme konusunda iyi bir Yağmur :)
Ama gerçekten babasıyla çok şaşırıyoruz bazen. Geçenlerde Bir kaktüsü canavar eline benzetmiş babası da fotosunu çekip face'e koymuş :) İlk bir şeyler karalamaya başladığında ve hatta hala da önce çizer sonra benzetirdi. Bak ev yaptım, insan yaptım, pencere yaptım, hediye paketi yaptım, hava gücü makinası yaptım!!! -nerede gördü acaba bu makinayı ya da böyle bir makine var mı aslında ?-
 
 
 
Ve tabii bir de en önemlisi fotoğraf çektirmekten hoşlanıyor sanırım :)