28 Ocak 2013 Pazartesi

Yardımcı meselesi....


Bu mesele öyle temizlik, ev işi yemek, kadın işi diye küçümsenecek bir mesele değil. Bu mesele öyle bir mesele ki, dillere destan yüzyıllar boyunca süre gelmiş sosyo-kültürel ve ekonomik farklılıkların ve hatta uçurumların bir araya gelmek zorunda olduğu, hele ki işin içinde her şeylerden kıymetli varlığınız olan yavrunuz  da girince hayatileşen bir mesele!

Bizim bu meseleye girişimiz Yağmur 10 aylıkken oldu. Neden öyle oldu? Çünkü ben biraz kontrol bağımlısıydım. Evde bebek konusunda çok bilgili ve de bilinçli olmayan bir kişinin sürekli dolaşmasına tahammülü olmayan tam zamanlı pimpirikli bir anneydim. Ya ben tuvaletteyken bebeğin yanından sıcak çayla geçer ve de yanlışlıkla üstüne dökerse gibi deli işi düşüncelerle boğuşmaktansa kafam rahat olsun bebeğime ben bakarım dedim.


Ancak Yağmur'un günde 5 öğün taze yemek, meyve ve yoğurt telaşı başlayınca evde sadece hayati gereksinimleri karşılayan bir varlık haline büründüm. 10. ayda gittiğimiz çocuk gelişim uzmanı günde şu kadar açıkhava, bu kadar kapalı mekan oyunu deyince biz de evimizin temizliğine yardıma gelen Nedime Hanımı  haftanın 5 günü gelmeye ikna ettik.
Neyse çok uzatmayayım. Yaklaşık 1,5 yıl sonra Neriman Hanım saçmasapan bir sebepten tam da taşınmamıza 5 gün kala o çok sevdiği Yağmur'u arkasından ağlayarak bırakarak kapıyı çarpıp çekip çıktı ve de gitti! Tanrıya şükür ki son zamanlar dışında Yağmur'un öz bakımını pek üstlenmemiş olması ve Yağmur'un her zaman öncelikle beni seçiyor olması travma tik bir etki yaratmayacağını öngören profesyoneller yüreğime su serpmişti. Ancak her işte bir hayır var mıydı???



Bizim farklı kültürlere açılmamız işte böylece başladı!
Gözümüze kestirdiğimiz fransızca eğitim veren bir özel okulda İngilizce'nin 4. sınıfta verilmeye başlandığını öğrenince çocuk bari ingilizceyi şimdiden öğrensin diye ve okuduğum kadarıyla 0-6 yaşta öğrenilen dilin beynin anadil bölümüne, daha sonra öğrenilenin de yabancı dil bölümüne kaybolduğunu ve asla anadili gibi konuşamayacağını öğrenince önce bir Flipinli yardımcı deneyimimiz oldu. Çok iyi bir insan ancak çok farklı bir kültür! Çocukla çocuk olamayan, Türk çocuklarını şımarık bulan, kendi çocuklarını anane, babanne ile büyütüp daha ziyade çalışmayı seçen ya da seçmek zorunda kalan ağır kanlı annelerin kültürü... Aile danışmanımızın önerisiyle hiç Türkçe bilmeyen bu bayana Yağmur'un güvenmesi için gereken 3 aydan sonra Yağmur'un hala tuvalete bile birlikte gitmek istememesi bize yanlış yolda olduğumuzu hatırlattı. Ve Yağmur ve Flipinli yardımcımız arasındaki büyük boşluk kapatılamayınca bizden ayrıldı. Daha sonraki deneyimlerimiz de birkaç günlük oldu en uzunu ise 1,5 aydı. Bu yazıyı yazdığım bugün  bir Özbek asıllı Türkmen bayan 2 gündür bizimle çalışıyor. Sonuç koskocaman bir muamma!




 Belki birilerine yardımı olur diye yazayım sonuç olarak fikrim şudur ki:
Yabancılardan Türk kadınlarda gördüğünüz beceri, temizlik ve pratikliği beklemeyiniz.
Eğer çocuğunuz 2 ve üzeri ise oyun oynamaktan zevk alacak genç kızları seçmeli ancak bir çocuğun sorumluluğunu alabilecek olgunlukta olması için de 28 ve üzeri olmalıdır bence.

Flipinli düşünüyorsanız bir tane düşünmeyin çünkü bir eve ve çocuğa asla yetişemiyorlar  çok yavaşlar en az iki düşünmelisiniz ve tabii her biri için diğer Özbek, Türkmen gibi yabancılara göre yaklaşık 2 katı maaşı gözden çıkarmanız gerekir.

Özbekler sanki bizim kültürümüze en yakın kültürmüş gibi geldi bana. En azından yemek vs. gibi konularda. Moldovyalı ve Bulgar deneyimim olmadığı için yorum yapamayacağım.

Genel olarak iyi bir iş etiği beklemeyin, daha dolgun maaş bulunca sizi hemen bırakacak kadar rahatlar. Görüşmeye gelen bir bayanın evimize gelen otobüsten inip telefonlarıma da cevap vermediğini biliyorum. Doğru insanı bulmak için çok deneme yapmak lazım bu sürede de çocuklara dikkat etmek lazım. Duygusal bağ kurmalarını bir nebze de olsa engellemek gerekiyor bence. Ben genelde Yağmur'a kendime yardımcı arıyorum diyorum, boş zamanlarında da istersen seninle oynar diyorum, beğenmezsem ben beğenmediğim için gidiyorlar bunun onunla hiç bir ilgisinin olmadığını anlatmaya çalışıyorum.

Tam da taşınma öncesi başlayan ve hala sonuçlanmamış bu süreç beni, dolayısıyla Yağmur'u ve hatta babamızı :) bayağı yıprattı. Yağmur'un okula alışma sürecinde, bana yapışıp kalmasına -ki bu tamamen farklı bir post konusudur-, bir türlü eve yerleşemememize ve dolayısıyla benim hafif dozda (?) depresyona girmeme sebep olsa da umudumu yitirmedim bekliyorum.



Şimdi söylenmez ama söyleyeyim yaşım oldu 35, artık bir baltanın sapı ve anne olmak dışında bir vasfa sahip olmak için zaman daralıyor , bir kız çocuğum var ve okuyacağını düşündüğüm okullardan alacağı diplomaların hakkını verebilmesi için ona doğru bir rol model olabilmek istiyorum, çalışmak aklımdaki projeleri hayata geçirmek istiyorum. Bu arada bu acımasız dünyada onu yapayalnız bırakmayı da içim el vermiyor. Ancak bir kardeş düşünsem de kime güvenip de dünyaya getireyim bir bebek??? Anane, babanne hepsi uzakta. Yardımcı meselesiyse işte anlattığım gibi :(((

9 Ocak 2013 Çarşamba

3. yaş


Canım, cananım, hayatımın gayesi, adanmışlığım, çaresizliğim, vicdani muhasebem, neşem, hüznüm, herşeyim iyi ki doğmuşsun, iyi ki sen olmuşsun.



Tanrım bana senin olduğun gibi oluşunu, varoluş amacını kavrama ve bununla baş etme yeteneği versin. Sana olan derin duygularımla, seninle gelen yeni herşeyle baş etme yeteneği ve ihtiyacın olduğunda cevap verebilme yetisi versin.



Tanrım sana, her koşulda mutlu olabilme yetisi,  parlak, sağlıklı, umut dolu bir gelecek; kendinle barışık olabileceğin, dürüst, adil ve sağduyulu kalabileceğin bir hayat versin.





Seni çok seviyorum ve geçmişte kalan hergününü çok ama çok özlüyorum.
3. yaşın kutlu canım kızım!



8 Ocak 2013 Salı

başlangıcımız güzeldi bu yıl


Bu yıl yeni yıla ev sahibi olarak girdik.

6 yıllık evliliğimde Yağmur'dan önce ve sonra evde durmayıp, gerek şehirler-arası gerek şehir-içi katıldığımız yeni yıl aktivite deneyimlerinden sonra, en iyi yılbaşı kutlamalarının ev partileri ile olduğunu, İstanbul'da trafik derdi olmadan, sıkıştırılmış paket programların bunalımından uzak geçirilecek bir yeni yıl partisinden daha iyisinin geçmişte tombala, sobada kestane ve biricik TV kanalında izlenen dansözlerden ibaret olacağını anladım.

İşte bu yüzden bu sefer bir farklılık yapıp partiyi bizim evimizde organize ettik. Aslında ev de sayılmaz, bahçede! Soğuk kış günüde bahçede 2013'e merhaba deme fikri kimindi dersiniz? Tabii ki babamızın! 

Dışarıda kurulan uzuuun bir çadır ve masa, 



yakılan mangallar, ateşler, 





her yaştan katılımcılar, 






genç yetenekler ve profesyonel müzisyenlerle, 







gecemiz harika geçti.

Umarım 2013 de böyle güzel ve renkli geçer!



*** Bizi yalnız bırakmayıp gecemize katılan herkese, çok çok çok teşekkürler, sevgiler!