8 Nisan 2012 Pazar

pazara gidelim




Günlerden Perşembe, yer Yalıkavak Bodrum Pazarı. Belde sakinleri için sıradan bir pazar. 
Bizim içinse bir festival. 
Bodrum'a her gelişimde Yağmur için hem seviniyor hem de üzülüyorum.





Seviniyorum çünkü; 
İstanbul'un temassız, araba ölçeğindeki addalarından, 
alışveriş merkezi bunalımlarından, 
temiz bir havanın olmadığından emin olduğum sözüm-ona yapılan doğa gezilerinden 
geçici de olsa kurtarıyoruz onu.





Ama bir yandan da üzülüyorum. 
Bu küçük yerleşim yerinde yaşayan bir çocuğa göre kaybettiklerini düşündükçe, 
sahilde balıklara ekmek atarken zıplayan bir balığı keşfettiğinde 
"Aaaaaa anne bak Pepe'deki gibi" deyince 
ilk deneyimlerini dokunarak, koklayarak yaşamak yerine 
bir çizgi filmden ya da okuduğu bir kitaptan edindiğini gördükçe gücüme gidiyor.





Pazara gidelim bir çilek alalım...." şarkısını bilmesine rağmen 
"hadi kızım gel senle pazara gidelim" deyince pazarın ne olduğunu bilmeden 
"Yoook anne pazara gitmeyelim, addaya gidelim" deyip, 
sonra da pazarda "ben pazarı çoooook sevdim" demesine içim acıyor işte.




5 yorum:

  1. ben senin o fındık burnunu yerimmm...yerimm..bitiririm..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. canım benim,
      seni burada görmek ne güzel arkadaşım :)

      Sil
  2. Tuzla'ya gelsenize, Mercan'a. Çok güzel burası, telaşsız, kıpırtısız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tuzla olmasa da biz de o taraflara yaklaşıyoruz.
      Gelecek ay Sancaktepe'ye taşınacağız bir terslik olmazsa
      Bakalım nasıl olacak :)

      Sil
  3. Ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Ben de o nedenle şehir değiştiriyorum. Ama yine de yazıdaki şikayetlerinin çözümü çok kolay: Ben kızımla sık sık pazara gidiyorum. Her haftasonu önce Belgrad ormanında ardında da Boğaz sahilinde dolaşıyoruz.

    İstanbul ve çevresinde de alışveriş merkezleri haricinde gezilecek ve çocuğun dokunarak öğrenebileceği pek çok alan var.

    YanıtlaSil