5 Mart 2012 Pazartesi

Her eve lazım

Son zamanlarda Yağmur o küçük masum melek ruhunu,
haylaz, hin, işini bilir haline teslim etmeye başladı.
Bugünlerde vuku bulan komik olaylara değinmek istiyorum.





Normalde özenle Yağmur'un göz hizasının üzerinde tutulan kesme şekerlerden biri diğerlerinin yanından kaçmış ve sehpanın üzerinde ışıl ışıl parlamış Yağmur'a.

Sonra diyalog aynen şöyle:

YAĞMUR: aaaaa! bakın ne buldum ben burdaaaa! Bu ne anne???
ANNE      : Şeker kızım.
YAĞMUR: Anne ben bunu alacam sadece bakacam anne, yemiyecem anne...
ANNE      : Aferin kızıma yeme sakın.

Bir süre sonra koridordan kıtır kıtır sesler gelmeye başlar. Anne bu durumlarda yattığı klasik saf pozlarını takınarak seslenir, 

ANNE      : Yağmur kızım ne yapıyorsun?
YAĞMUR: Yok anne yok, ben bişey yapmıyorum.

Anne elinde yarım bir şeker tutan kızın yanına gelir ve;

ANNE      : Aaaa Yağmur yoksa şekeri yedin mi?
YAĞMUR: Hayır anne hayıııır yemedim ben şekeri.
ANNE      : Peki o ağzının kenarındaki şekerler nereden geldi kızım.
YAGMUR: Hayır hayır anne şekeri yemedim, ben sadece yuttum.

şimdi bu fıkra değilse nedir?



Pazar günü Kankimiz Maya'nın doğumgününde eğlendik,pastamızı yedik, hediyemizi verdik, fotolar çektirdik, bay bay dedik, ayrıldık ve arabaya binip evimizin yolunu tuttuk. Bir süre sonra arka koltuktan gelen ses:

-Aaaa anne ben unuttuuuuuum. Anne dööön, cabuk dön!
-Noldu ne unuttun kızım?
-Maya'ya iyiki dogdun demeyi unuttum ben!

Doktorculuk oynarken, şikayetin ne diye soruyoruz:
Pijamasının üzerindeki kelebekleri gostererek
"Iıııı kelebeklerim ağrıyor diyor." 

Akşam uykudan önce ona anlattığım hikayeleri artık anlatamıyorum. Çünkü istediği hikayeyi anlatmaya başladığımda bir iki kelimeden sonra sözümü kesip kendisi anlatıp bitiriyor.
Ben de bari yeni bir hikaye anlatayım diyorum. Bu sefer de muhalefet ediyor.
ANNE      : Ormanda iki tavşan zıplıyormuş. Tavşanlardan biri büyük diğeri küçükmüş.
YAĞMUR: Yoook anne, dur bi dakka, ikisi de küçükmüş benim gibi ikisi de küçükmüş.
ANNE      : Tamam kızım ikisi de küçükmüş. Bembeyaz tuyleri varmış.
YAĞMUR: Hayır beyaz değilmiş anne. Maviymiş. Bir de pembeymiş.
ANNE      : Peki kızım o zaman sen anlat istersen.
YAĞMUR: Tamam. Tavşanlar sandalyede zıplmışlar. Annesileri zıplama kızım demiş. Ama zıplamış. Sonra yere düşmüş PAAAAT! diye. Kafasını yere çarpmış. Babası da kafasına buz koymuş. Tavşan da ağlamış. 
İmkanı olan herkes cocuk yapsın kardeşim,
stand-up gösterilerine, mizah dergilerine boşuna akıtmayın paraları :)
 Ben bu aralar çoook eğleniyorum walla :))) 



*** Son fotoğrafın sahibi Cenk abimiz (Yağmur'un deyişiyle Ceiiiiink) ve Mehtap Ablamızı tebrik ediyoruz. Çünkü Mehtap ablanın karnındaki bebek artık aramıza katıldı. Umarım O da Yağmur gibi güldürür annesiyle babasını.

2 yorum:

  1. Vallahi alemler bu çocuklar tavşanlar atlamış kafasını çarpmış babaları da buz koymuş ha kırk yıl düşünsem böyle bir hikaye uyduramazdım:)

    YanıtlaSil
  2. yazını okuyunca onlar olmasa ne kadar sıkıcı olurdu dimi.. iyi ki varlar..

    YanıtlaSil