31 Aralık 2011 Cumartesi

yeni yıl yeni yıl

Yeni yıl geldi çattı.
Yağmur'un devam ettiği iki oyun grubunda da yeni yıl partisi, kostüm veya çekiliş koşturmacası.
Yağmur'un özel kartpostal hazırlığı ve dünyanın ve Türkiye'nin dört bir yanına gönderme telaşı 
Ensemde nefesini hissettiğim 2. yaş günü partimiz. (6 Ocak)
Aksi gibi doğumgününü yapmayı planladığımız yerin Ocak 1 itibariyle işletme değişimi nedeniyle Şubat ayına kadar kapatılmasına karar verilmesi.
Ortada dımdızlak kalma durumları.
Bütün bunlar yetersizmiş gibi bu aralar Yağmur kuşun anti-işbirlikçi mızmız tavırları.
Nefesimi tuttum bekliyorum...



İşte Mygym'deki yılbaşı partimizde Yağmur ve ilk sınıf arkadaşları.
Şiş göz ve kırmızı burnun sorumlusu hiçbir fotoda göremediğiniz noel baba şapkasıdır.
Tamam tamam kabul ediyorum biraz zorlamış olabilirim.
Vee kurabiyeler yine made by momy :)

Herkese mutlu yıllar diliyoruz....








2 Aralık 2011 Cuma

TV sihir mi?

Yağmur 21 aylık olana kadar yani henüz 2 ay öncesine kadar kimileri için sihirli ama benim için kontrol edilemez ve dolayısıyla biraz tehditkar bir nesne olan TV denen kutuyla pek haşır neşir olmamıştı. Belirli periyotlarla gitmeye çalıştığımız MATURE eğitim ve danışmanlık merkezindeki danışmanımız 2 yaşına kadar TV nin çocukların dil ve duygusal gelişimleri, sosyal becerilerinin oturması gibi bir çok açıdan yıpratıcı olduğunu söylediği ve birçok yerden de okuyarak bu bilgiyi teyid ettiğim için misafir demedik, alınır, gücenirler demedik Yağmur uyuyana kadar evde TV açılmasını yasakladık. 




Nasıl başladık sorusunun cevabı ise sanırım pek sıradan. 
Yemek yerken!
Doğru olmadığını biliyorum ancak her şeyin mükemmel olmasını kim sağlayabilir ki???




Yağmur hiçbir zaman boğazına düşkün bir bebek olmadı. Memeye bağımlılığı sütten ziyade tenseldi. Ek gıdalara geçince benim hayatımın da kabusu başladı. Her öğün zamanı gelince bende panik atak belirtileri görülmeye başlanmıştı. Günde min. 3 öğün yaşanan bir durum olduğu için de genel bir mutsuzluk hayatıma yayıldı. İşte bu yüzden 21 aylıkken yine bir öğlen kriz anında kimse kusura bakmasın bu TV'yi açarım da bu mamayı yediririm de dedim ve o sihirli düğmeye bastım. Beslenme sırasında TV izlemenin yetişkinler için bile iyi olmadığını biliyorum ancak o günden sonra hayatım değişti dersem vicdanen biraz rahatlamama yardım eder sanırım. İnsana dönüştüm. Gülümsemeyi öğrendim. 

Ancak tabii bu yeni süreç pek de deneyimli olmadığım konularda beni zorlamaya başladı. 
TV de çocuk programları



Yağmur'a okumak için aldığım ya da kendisinin karıştırması için eline verdiğim her kitabı kontrol ederim. Onun için uygun olmayan,gelişim sürecini negatif etkileyecek bir şey var mı diye. Ancak bu durum TV de aynı şekilde vuku bulmuyor ne yazık ki...

Örneğin Pepe çizim karakteristiği, şarkıları, yaşam kültürü ve en önemlisi karakterleri açısından sempatik bulduğum konuları açısından eğitici ve yararlı bulduğum bir çizgi film. (Halay ve türkü bölümünü atlamak istiyorum çünkü pek gerçekçi bulmuyorum). Çocukların eğitiminde dinlemekten çok görmek, kıyaslamak ve taklit etmek olduğunu biliyorum. Hele ki taklit edeceği kişi akranı ise davranış aktarım hızına inanamıyor insan. Zaten bu yüzden izledikleri çok önem kazanıyor.




Yağmur'un BEN kavramı uzun zamandır vardı. Yaşı gereği de olması gereken bir durum olduğu için müdahale etmiyordum. Ancak geçenlerde Pepe uğur böceğiyle tanışıyor konulu bölümde Şilayla Pepe'nin uğur böceğinin iki ucundan tutup benim, benim diye çekiştirdiklerini gören Yağmur şimdi her şeyin bir ucundan tutup benim, benim diye çekiştirmeye başladı. Benim dediği şey kendisinin olmasa bile! 




Ya da düşüp de yaralandığı o bölümde feryat figan ağlayan Pepe'nin durumunu günlerce "Pepe düştü, üüüüü!" diyerek ağlamaklı ve aşırı heyecanlı bir ifadeyle dile getiren Yağmur'un üzerindeki etkisinin hangi boyutta olduğunu anlayamadım asla.

Veya banyo yapmak istemeyip, sineklerin kendisini kovalaması sonucu banyo yapmak zorunda kalmasının da...

Cailiou'nun yaratıcılarının  yanlış bir davranış olduğunu vurgulamak için arkadaşının eşyasını gizlice kullanması, markette annesine kurabiye alması konusunda aşırı ısrarcı olması, kız kardeşi  Rosie'nin gök gürültüsünden korkması vs. gibi

Bunların hepsi bu sorunları yaşayan çocuklar için çözüm olabilir ancak henüz sorunla tanışmamış olanlar için yoldan çıkarıcı da olabilir.

Belki bu karakterler yaşına uygun değil diyebiliriz. Ancak aynı sorunlar 0 yaş itibariyle izlenebileceğini iddia eden Baby Tv ve benzerlerinde de oluyor. Geçenlerde Baby Tv izlerken Yağmur ağlamaklı bir ifadeyle kucağıma tırmanmaya çalışarak dudağını büküp "bu değil anne, bu değil,başkası" dedi. (Kanal değiştirmek istediğinde kullandığı bir deyimdir.) İzlediği şeye dikkat kesilince oldukça acıklı sözler eşliğinde yine acıklı bir melodiyle anne kuşun  yuvasındaki yavru kuşlarla ayrı düşme hikayesinin canlandırıldığını fark ettim. Ve hemen eğlenceli bir kanala geçtim sonra da kapattım.   




Çocukların öğrenme potansiyeli ve isteğinin zirvede olduğu bu dönemde nelerle temas ettikleri çok önemli. Bu yüzden TV konusu beni çok düşündürüyor. Belki de canlı yayın olayını bırakıp. DVD, VCD ya da kayıt olayına girmeli. Bu konuda biraz araştırmalı.