28 Mart 2011 Pazartesi

ben "bebi" değilim!


Geçenlerde asansörde karşılaştığı 3-4 yaşlarında bir erkek çocuğu işaret ederek büyük bir heyecanla "bebbiiiii!" diyen Yağmur, çocuğun son derece asık olan suratıyla "ben bebi değilim!" demesinde bir terslik olduğunu sanki hissetti ama pek de aldırmadan "bebi" demeye devam etti.

23 Mart 2011 Çarşamba

sonunda ödülümü aldım!

Ablam nam-ı diğer Yağmur'un Teyzesi -torpil var mı bilmiyorum :) ve Doğa'nın Maması blogumuzu ödüllendirmişler.
Okuması en keyifli blog olarak seçmişler, teşekkür ederim yürekten.
Biraz geç kaldım verilen bu güzel ödülü kabul etmekte, biliyorum.
Ancak ortalık sinir bozucu bir sessizliğe boğulmuşken, bir gün girip bir gün giremediğimiz bloglarımızın post başlıkları "sonunda bloguma girdim", "yuppiiii kayıt yapabildim" gibi ünlem içeren cümlelerken çok da yadırgamamak gerek bu aksaklıkları...



Yağmurlu GünlerEvde Çay Keyfi, Ekin ve BizDoğa AşkıKırmızı Kelebeğin Bahçesi de benim okumaktan keyif aldığım blogların bazıları.

***Kızlar, daha önce bu ödülü almış ve konuyla ilgili post girmiş olanınız varsa dikkate almasın.
Sevgiler...

22 Mart 2011 Salı

kimin aklına gelirdi ki...



Bu mobilyaları alırken bir gün gelip de cadıdan hallice,
tatlı mı tatlı, uğruna ölünecek bir varlığın
onları böyle işgal edeceği
kimin aklına gelirdi ki...

*** Bir haftadır bloguma giremiyordum, bugünse şanslı günümdeyim, umarım böyle devam eder. Ya da bu ayıp bir an önce biter.

15 Mart 2011 Salı

Kendini seviyorsan eğer;

İnsanız zaaflarımız var
Hepimizin kendine göre kompleksleri var
Hiçbirimiz mükemmel değiliz
ama bunlar fesatlık yapmak, huzursuzluk yaratmak, cümlelerimizle karşımızdakinin canını yakmaya çalışmak, dedikodu yapmak, başkalarının zaaflarından ya da eksikliklerinden hoşnut olmak için yeterli mazeretler mi sizce???




Kendini seviyorsan;

KISKANMA!
Çünkü başkasının hayatına özenmek, sahip olmadıklarının hırsıyla onun, sözüm ona eksikliklerini, büyük bir heyecanla araştırıp ortaya çıkarmaya çalışmak, seni kendi hayatından uzaklaştırıp başkalarının hayatlarına hapseder. Ve sonuçta hep mutsuzluk getirir.




DEDİKODU YAPMA!
Çünkü dedikodu yaptığın arkadaşının bir gün senin hakkında da konuşabileceğini unutma, ya da bu ihtimalden dolayı dostluğunu şüphe duygusuyla kirletme.
Daha da önemlisi zamanını ve enerjini bunun için harcama, kendin ya da sevdiklerin için bir şeyler yapmayı tercih et ki senin de hayatın kendine özgü olsun ve başkalarının hayatı umurunda olmasın.




HOŞGÖRÜSÜZLÜK YAPMA!
Çünkü haksızlığa uğradığını zannederken haksızlık yapıyor olabilirsin. Sana haksıklık yapan haksızlık yaptığını biliyor mudur sence?

Ne alaka demeyin yazmak geldi içimden ve yazdım :)




*** Ve bu fotolar da Yağmur henüz karnımdayken ve onlar da annelerinin karnındayken tanışmış olduğu masum ve tertemiz iki yavru
Jaleli pilates günlerimizde tohumları atılan minik dostlar grubu.
Henüz birbirlerini pek taktıkları yok ama biz kendi kendimize gelin-güvey oluyoruz :)
Foto tarih: 03.03.2011

14 Mart 2011 Pazartesi

Mature'den Öğrendiklerim 2

14  aylık bir bebek-çocuk'un gelişimi nasıl test ediliyormuş???


 


İnce motor gelişimini ölçmek için
minnaklar için olan şu masa sandalyeler var ya hani insanın yiyesi geliyor işte ona oturtup eline de bir kalem ve kağıt verip neler yaptığına bakılıyor. En azından kalemi tutup yamuk da olsa bir çizgi çiziyor mu ya da çizmeye çalışıyor mu???
gözyaşı şişesi gibi minicik boyutlarda bir şişeye minicik bir boncuk ya da kuru üzüm tanesi sokma ve boşaltma denemesi
küçük bir bebeğin saçlarını burnunu gözlerini gösterme egzersizi -Her bebek gördüğünde bebeğin ellerini alkış yaptıran Yağmur bu sefer plastik olduğu için bebeğin bir kolu elinde kalınca biraz ŞOK geçirdi :)
iki küçük kübü üst üste koyma denemesi (bir kübü diğerinin üzerine koyarken avucu ile bastırması değil üzerine bırakması tercih ediliyor)

Yağmur bu bölümden yıldızlı pekiyi aldı. Hiç bir alıştırması olmamasına rağmen hepsini tek denemede yaptı. Aferin sana tatlım!



 
Dil gelişimi
Bugüne kadar kullandığı anlamlı kelimeler en az 5-8 civarında olması gerekiyormuş.
Bir ara kullandığı bir kelimeyi daha sonra kullanmayı bırakması olağan bir durummuş.
Yeni kelimeler öğrenirken böyle yapabilirmiş. Daha sonra o kelimeler yerine gelecekmiş.
Ayrıca dil gelişimini bir tek kullandığı kelimeler değil anlama yetisi de tarif ediyormuş.





Yağmur'un kelimeleri:
anne
baba
dede
anneanne (bir süredir söylemiyor)
nenni       (nehir kuzen)
mama
meme
memmi   (su)
adda      (gezme)
bebi       (bebek)
abba      (abla)
abi
gağga     (karga)
al
vee         (ver)
ah           (at)
ağ           (aç)
addı        (attı)
gau         (gol)
kağ         (kar)
biiğ         (bir)
ba ba      (bye bye)
anne ge   (anne gel)
abba ge   (abla gel)
baba ge   (baba gel)
gağga gağga gag gag gag didi didi (karga karga gak dedi)


benim cüce cambazım!

Duygusal gelişimi

biberon, emzik, meme, suluk, yemek yeme alışkanlıkları gibi bir çocuğu "ben artık büyüdüm" dedirtecek alışkanlıklarından kopma becerisi duygusal gelişimini tarif ediyormuş
Yağmur'un kendi kendiliğinden memeyi daha az sıklıkta istiyor olması,
suluk kullanmaması, bardaktan su içmesi,
biberon, emzik vs. kullanmaması
duygusal gelişiminin iyi olduğunu gösteren işaretlermiş 

Ancak hala blender kullanıyor olmamız da bu gelişimi engelleyecek bir davranış olduğundan bunu acilen kesmemiz gerekiyormuş. (sanki ben bilmiyorum!) Yemek konusunda tam bir ömür törpüsü olan Yağmur kuşun beslenmesi çok fena zora girdi anlayacağınız.




Kaba motor gelişimi
Yürümesi, koltuktan inmeye çalışması vs.
Bunlar da yaşının  gerektirdiği ölçüdeymiş.
Ama ben biliyorum daha iyi olabilirdi biz her durumda O'nun işini kolaylaştırmak için çabalamasaydık da O'nun çabalamasına izin verseydik.

Yürüme konusunda daha profesyonel yürüme dönemi ise yerden bir nesneyi yardımsız alıp yoluna devam ettiği zaman başlıyormuş.

Takip edenler bilir Mature'ye daha önce de gitmiştik. 2 ay sonra tekrar gideceğiz bakalım o zaman Yağmur neler yumurtluyor olacak.
Her gidişimiz Yağmur'un büyüme hızını bir kere daha çarpıyor suratıma...


10 Mart 2011 Perşembe

bugün özel bir gün çünküüü;

Yağmur bugün ilk kez klozete kakasını yaptı!
Tabii ki annesinin dedektiflik girişimi, kendisinin kabız olması sebebiyle ip uçlarının daha anlaşılır olması ve biraz da şansın yanımızda olması sonucu Yağmur kakasının tuvalete addıııııı!




Eğitim delisi bir anne değilim ama ara ara şansımı denemek yerinde olacak gibi...

8 Mart 2011 Salı

bayılıyor!

Geldi-yedi oyununa ,babasının kucağından annesine doğru uçmaya.
cee oyununu kendi elleriyle veya çanak, tabak gibi bir araç kullanarak gözlerini kapatarak oynamaya .
"sarıl kendine!" dendiğinde sırıtarak kendine sarılmaya,
bardakların içine anne diye bağırmaya, 
herkese biii (biiip) burun yapmaya,


avucunun öpülmesine ve hatta ısırılmasına, rüzgarın yüzüne vurmasına, ya da yüzüne üflenmesine,
adda gitmeye, addadan eve gelmeye,
babasının eve gelmesine, babasıyla oynarken annesinin odaya girmesine, 
gidilecek yere varıldığında kontağın kapandığı o ana,
kucağa alınmaya,




babasının yüzünü boynunu çırmalamaya,
boynundan öpülmeye, ayağının yenmesine,
gıdıklanmaya, annesini babasını gıdıklamaya bayılıyor!


Yağmur kaç yaşındasın sorusunun cevabı yani "biiiiy". Doğumgününden beri cevabı bu ama ne yapsın yavrucak 14 aylığım diyemez ya!


Kafasını ters çevirip alnından öptürmeye,
her türlü nesnenin kapağını kapatıp açmaya (özellikle pet şişeler favorisi),
yatağın üzerinde bir kol boyu uzaklığında bile olsa yalnız kaldığını farkedince yüzünde hin bir ifadeyle dönüyormuş gibi yapıp annesinin yüreğini hoplatmaya,
masaların sandalyelerin altlarına (hangi çocuk sevmez ki),
çorabını, ayyakkabısını, kıyafetlerini kendi kendine giymeye daha doğrusu giyiyormuş gibi yapmaya,
kedilere, kargalara, resimli kitaplara, şarkı söylemeye, dinlemeye ve dans etmeye,
Mygym goodbye şarkısına, tavşan tavşan tavşancık ve ellerim nerde şarkısında
jest ve mimiklerle eşlik ederek  dans etmeye bayılıyor!





 
Buzdolabını kurcalamaya, bulaşık makinesini karıştırmaya, elektrik düğmelerini kapatıp açmaya,
 banyoya, banyo öncesinde ve sonrasında annesiyle kudurmaya,
kuzeni hasta değilse Onunla da kudurmaya, babasının hopuna, kucağındayken zıplamaya,
eğlenceye, gülmeye,oynamaya... bayılıyor!




Ve tabii yürümeye, annesine doğru yürümeye, babasına doğru yürümeye, hepsinden önemlisi herhangi bir şeyi başardığı o ana bayılıyor!






E tabii hal böyle olunca biz de ona bayılıyooruuuuz :)

*** Bu post Yağmur'un annesinin ihmali ve blogspota gelen yasak dolayısıyla taslaklarda kalmış izleyenlerele ancak buluşabilmiştir. Foto çekim tarihi 05.02.2011'dir.

5 Mart 2011 Cumartesi

home sweet home!

Bugün DNS ayarlarımı değiştirip blogumun anasayfasını monitörümde görünce bi tuhaf oldum.



Sanki yıllardır görüşmediğim bir arkadaşımı görmüş
ya da elde olmayan sebeplerden dolayı ayrılmış olduğum sevgilim köşeden dönmüş karşıma dikilmiş gibi,
sanki blogspot kapatılalı günler değil yıllar olmuş,
sanki yıllar önce tutmuş olduğum notlara, fotoğraflara bir çekmecede rastlamışım gibi,
sanki çocukluğumda kalan huzur verici bir ses ya da koku duymuşum,
sanki zorlu bir yolculuğun sonunda evime kavuşmuşum gibi




Şöyle bir baktım da alışkanlık mıdır bilmem ama evim de pek güzelmiş, kızım da bu evde daha güzelmiş sanki.

Orada mutlu olamadım. Elim varmadı ki bir şeyler yazayım. 
Yağmur durmuyor büyüyor. Not almaya devam etmek lazım.
Biliyorum bir çok kişi gitti buralardan ama biz geri döndük.
Daha doğrusu gidemedik hiç.
Kalan sağlarla devam edelim yolumuza dedik. 
Tutulacak notlar, paylaşılacak anılar, fotolar var,
bir an önce işe koyulmalı dedik.
Önümüzdeki günlerin meçhullüğüne aldırmadan, biz önde Wordpress'deki gölgemiz arkamızda çıktık yola




*** Yağmur'un son haftalarda hayvanlarla kurduğu ilişki çok ilginç bir seviyeye geldi. Öyle ki hareket eden her nesneye gağgauv diyor (karga ile hav hav arasında bir yerde duran bir canlı türü).
Ancak hafif bir endişe de oluyor ifadesinde.
 Sanırım kendisinin kontrol edemediği bir takım hareketlerin varlığıyla yüzleşiyor bu dönemde. İşte bu dönemi kolay atlatması için Yağmur'a 4 tane arkadaş getirdi babası.
Tanıştırayım gağgauv, gağgauv, gağgauv ve gağgauv.  

2 Mart 2011 Çarşamba

hoşçakal blogspot

Ne yazık ki söylenecek fazla söz yok!
Göç etmekten başka çare yok!...

1 Mart 2011 Salı

DOKUNMA BLOGUMA!..

Bloğuma ulaşamıyorum,cepten yazıyorum
Ve bu kolayci zihniyeti şiddetle kınıyorum!

Bir kez daha hakim olamadığımız zaman şiddet uygulayarak önünü alma tavrımızı kaygıyla izliyor
ve bu toplumda, bu topluma cocuk yetiştirmekle ilgili umutsuzluğa kapılıyorum.

Yetkililere sesleniyorum:
Hiçbir kuralı ihlal etmemiş binlerce insanın blogunu kapatmak insan haklarına aykırıdır.
İlgili mahkemelerde yargılanmak da aslında sizin hakkınızdir!