2 Aralık 2011 Cuma

TV sihir mi?

Yağmur 21 aylık olana kadar yani henüz 2 ay öncesine kadar kimileri için sihirli ama benim için kontrol edilemez ve dolayısıyla biraz tehditkar bir nesne olan TV denen kutuyla pek haşır neşir olmamıştı. Belirli periyotlarla gitmeye çalıştığımız MATURE eğitim ve danışmanlık merkezindeki danışmanımız 2 yaşına kadar TV nin çocukların dil ve duygusal gelişimleri, sosyal becerilerinin oturması gibi bir çok açıdan yıpratıcı olduğunu söylediği ve birçok yerden de okuyarak bu bilgiyi teyid ettiğim için misafir demedik, alınır, gücenirler demedik Yağmur uyuyana kadar evde TV açılmasını yasakladık. 




Nasıl başladık sorusunun cevabı ise sanırım pek sıradan. 
Yemek yerken!
Doğru olmadığını biliyorum ancak her şeyin mükemmel olmasını kim sağlayabilir ki???




Yağmur hiçbir zaman boğazına düşkün bir bebek olmadı. Memeye bağımlılığı sütten ziyade tenseldi. Ek gıdalara geçince benim hayatımın da kabusu başladı. Her öğün zamanı gelince bende panik atak belirtileri görülmeye başlanmıştı. Günde min. 3 öğün yaşanan bir durum olduğu için de genel bir mutsuzluk hayatıma yayıldı. İşte bu yüzden 21 aylıkken yine bir öğlen kriz anında kimse kusura bakmasın bu TV'yi açarım da bu mamayı yediririm de dedim ve o sihirli düğmeye bastım. Beslenme sırasında TV izlemenin yetişkinler için bile iyi olmadığını biliyorum ancak o günden sonra hayatım değişti dersem vicdanen biraz rahatlamama yardım eder sanırım. İnsana dönüştüm. Gülümsemeyi öğrendim. 

Ancak tabii bu yeni süreç pek de deneyimli olmadığım konularda beni zorlamaya başladı. 
TV de çocuk programları



Yağmur'a okumak için aldığım ya da kendisinin karıştırması için eline verdiğim her kitabı kontrol ederim. Onun için uygun olmayan,gelişim sürecini negatif etkileyecek bir şey var mı diye. Ancak bu durum TV de aynı şekilde vuku bulmuyor ne yazık ki...

Örneğin Pepe çizim karakteristiği, şarkıları, yaşam kültürü ve en önemlisi karakterleri açısından sempatik bulduğum konuları açısından eğitici ve yararlı bulduğum bir çizgi film. (Halay ve türkü bölümünü atlamak istiyorum çünkü pek gerçekçi bulmuyorum). Çocukların eğitiminde dinlemekten çok görmek, kıyaslamak ve taklit etmek olduğunu biliyorum. Hele ki taklit edeceği kişi akranı ise davranış aktarım hızına inanamıyor insan. Zaten bu yüzden izledikleri çok önem kazanıyor.




Yağmur'un BEN kavramı uzun zamandır vardı. Yaşı gereği de olması gereken bir durum olduğu için müdahale etmiyordum. Ancak geçenlerde Pepe uğur böceğiyle tanışıyor konulu bölümde Şilayla Pepe'nin uğur böceğinin iki ucundan tutup benim, benim diye çekiştirdiklerini gören Yağmur şimdi her şeyin bir ucundan tutup benim, benim diye çekiştirmeye başladı. Benim dediği şey kendisinin olmasa bile! 




Ya da düşüp de yaralandığı o bölümde feryat figan ağlayan Pepe'nin durumunu günlerce "Pepe düştü, üüüüü!" diyerek ağlamaklı ve aşırı heyecanlı bir ifadeyle dile getiren Yağmur'un üzerindeki etkisinin hangi boyutta olduğunu anlayamadım asla.

Veya banyo yapmak istemeyip, sineklerin kendisini kovalaması sonucu banyo yapmak zorunda kalmasının da...

Cailiou'nun yaratıcılarının  yanlış bir davranış olduğunu vurgulamak için arkadaşının eşyasını gizlice kullanması, markette annesine kurabiye alması konusunda aşırı ısrarcı olması, kız kardeşi  Rosie'nin gök gürültüsünden korkması vs. gibi

Bunların hepsi bu sorunları yaşayan çocuklar için çözüm olabilir ancak henüz sorunla tanışmamış olanlar için yoldan çıkarıcı da olabilir.

Belki bu karakterler yaşına uygun değil diyebiliriz. Ancak aynı sorunlar 0 yaş itibariyle izlenebileceğini iddia eden Baby Tv ve benzerlerinde de oluyor. Geçenlerde Baby Tv izlerken Yağmur ağlamaklı bir ifadeyle kucağıma tırmanmaya çalışarak dudağını büküp "bu değil anne, bu değil,başkası" dedi. (Kanal değiştirmek istediğinde kullandığı bir deyimdir.) İzlediği şeye dikkat kesilince oldukça acıklı sözler eşliğinde yine acıklı bir melodiyle anne kuşun  yuvasındaki yavru kuşlarla ayrı düşme hikayesinin canlandırıldığını fark ettim. Ve hemen eğlenceli bir kanala geçtim sonra da kapattım.   




Çocukların öğrenme potansiyeli ve isteğinin zirvede olduğu bu dönemde nelerle temas ettikleri çok önemli. Bu yüzden TV konusu beni çok düşündürüyor. Belki de canlı yayın olayını bırakıp. DVD, VCD ya da kayıt olayına girmeli. Bu konuda biraz araştırmalı.


11 yorum:

  1. Vallaha aslında cd dvd tarzı çok bir çözüm olmuyor.Çocuklar onunda bir süre sonra bağımlısı olabiliyorlar. Bazende çok sistematik olmak ters tepiyor gibi en önemlisi gözlemlerinle güzel öğretici birkaç şeyi seçip belki onları izlettirmek daha faydalı diye düşünüyorum ben de bir ara Pepee olayına ço daldığımızı düşünmüştümki gerçekten sonra Tarkan ondan sıkıldı çünkü hep aynı tekrarlar ve inatlaşaşan bir çocuk onuda benim gibi yavaş yavaş sıktı galiba şimdi bir iki çizgi film var mesela Lora'nın Yıldızı ona bayılıyor ve bende onu izlemesine ses çıkarmıyorum çünkü paylaşmayı öğretiyor ve yumuşak bir anlatım dili var. Yani anlıycağın dozajını aşmadan bişeyleri izlemesinde benim kanımca sıkıntı yok. Ama tabi doğru şeyleri izlemesi gerek oda artık bizlerin elinde.

    YanıtlaSil
  2. öncelikle evet sen çok ama çooooook güzelsin yağmur :))))) kıyafetinde yazan az bile kalır :DDD
    tv konusuna gelirsek evet bizde de durum aynı yiğit 3 yaşını doldurdu ve son 6 aydır tv izliyo , şimdilik büyük bir sıkıntı yaşamadık zaten pk de izlemiyor ama çizgifilmler hakkaten bazen beklenmedik olaylarla dolu olabiliyor,mesela pepenin kardeşini kıskandığı bölümde,yiğit kardeşi olmadığı halde tuhaf tutumlar sergileyip bi müddet kucağımdan inmemişti....

    YanıtlaSil
  3. Öncelikle Yağmur'a maşallah diyorum dünya tatlısı resimler harika:)
    TV ile ilgili yazdıklarınızı dikkatle okudum. Ben kızıma şuana kadar hiç izletmedim ve 3 yaşından sonra gerekirse sınırlı olarak diye düşünüyordum. Anlattığınız etkilenme olayları beni benden aldı kızımla aynı şeyi yaşadığımı hayal bile edemedim bir an. Çizgi filmlerde bile bu kadar sorgulanası ve hassas şeyler varken (ki bahsettiğiniz en tavsiye edilen çizgi filmler) ben hiç TV izlemesin daha iyi diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  4. caillou zaten herşeyden korluyor!korku öğrenilen bi kavramdır,çocuklara zorla korkuyu öğretiyor caillou.daha neler neler var...biz de malesef yemek yerken açıyoruz,çünkü Ceren de aynı Yağmur gibi yemeğe düşkün değil:( ne kadar zak tutarsak o kadar iyi,ama bazen büyükler bize müdahale edebiliyor:(

    YanıtlaSil
  5. Çok fazla TV izlemiyorlar ve sevmiyorlar bu yönden şanslıyım ama dediğin gibi çok incelemek gerekiyor Calliou ciddi olarak korkuyu öğretiyor bu doğru ve ben bunu fark ettiğimden bu yana açmıyorum onu. Loranın yıldızı fena değil gibi Dinozor treni de hoş eğer ki benim cadılar gibi dinozorları seviyorsa Yağmur prenses.Baby Tv genelde iyidir ama dikkat etmek gerekiyor bazı şeyler saçma olabiliyor bu durumlarda Baby Fırst e geçebilirsin ve Dısney Junior Miki farenin kulüp evi , Arı vız , Orman Kavşağı fena değil:)

    YanıtlaSil
  6. Şu, suratın güzelliğine ne demeliii..
    Maşallah güzeller güzeli Yağmur'a...
    bu yazıya bu yorumu bırakmak az da gelse, ben Yağmurun güzel yüzünü görünce, anlattıklarınızın ötesine geçti yorumumda.

    YanıtlaSil
  7. keşke hiç mecbur kalmasaydık tv'ye :(
    bende yesin diye açmıştım açış o açış :(
    kayyu benim kabusumdu
    hiç birşey öğrettiği yok çocuklara

    YanıtlaSil
  8. YAzından anlattığın nedenlerdne dolayı TV seyretmiyorum, kızıma da seyrettirmiyorum. CD ve DVD de izlettirmem, çünkü kontrolü bende değil.

    Youtube üzerinden izliyoruz biz çizgi filmleri. Ya da iphone'dan mx tube'e yüklüyoruz.

    Bölümleri önce ben izliyorum. Uygun bulursam kızımla beraber konuşarak izliyoruz. Eğer kızım da beğenmişse youtube listesi oluşturuyorum.

    Eğer bir işim varsa ve bilgisayar başında bırakacaksam, bu şekilde içim çok rahat oluyor.

    Reklam yok, korku öğesi yok vs.

    Ayrıca yönlendirebiliyorum. Mesela Baby Einstein'in sadece o günlerde ilgilendiği konu ile ilgili bölümlerini izlettiriyorum.

    Ya da ana karakteri kız çocuğu olan çizgi filmler buluyorum.

    Ayrıca istediğim zaman kapatıyorum. Fişini çekip, "Pili bitmiş" diyorum, ısrar edemiyor. Televizyon her zaman salonun ortasında durduğundan ve her isteyen pıt diye açtığından kontrolü zor oluyor. Çocuk "Aç" diye tutturunca, "Açamam" desen bile gözünün önündeki devasa ekranı unutturamıyorsun.

    Bir önemli detay da: Uyku öncesince çizgi film izlettirmemek. Çok uyarıcı oluyor, uykuya dalmayı zorlaştırıyor.

    YanıtlaSil
  9. Güzel tespitleriniz var, bu konuda size
    İmge kitapevinden Oyunun Gücü kitabını öneririm
    Selamlar
    www.suyungüncesi.blogspot.com

    YanıtlaSil
  10. Arkadaslar bilgi ve deneyimlerinizi paylaştığınız icin coook teşekkür ederim.
    İtiraf etmek isterim bu postu yazarken yorumların bu kadar can alıcı olacağını düşünmemiştim.
    Herkese tekrar teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  11. umarım her şey yolundadır!

    mutlu yıllar:)

    YanıtlaSil