12 Ekim 2011 Çarşamba

veda



Geçen Pazar hayatımın en uzun günlerinden biri, en karışık duyguların hissedildiği pazarlardan biri oldu.  
çocukluğumun yazlarının, bayramlarının geçtiği annanemin o güzeller güzeli evine, bahçesine, sokağına, mahallesine, kasabasına günü birlik bir gezi yaptım. 15 yıl sonra çocukluğumu kokladım tekrar. 

Kasabanın dondurmacısında, fırınında, işlevi bitmiş ama kendisi hala duran en güzel oyun mekanımız olan arklarında, aslında pek de değişmeyen evin değişmeyen sokağında, küçücük bedenlerimizle tırmandığımız, cambazlık yapıp üzerinde yürüdüğümüz, şimdi fotoğraf çektirmek için üzerine oturmaya çalışırken bile kırk şekle girdiğim taştan örülmüş duvarlarda, bakımsız kalmış bahçesinde, dikili çeşit çeşit yaz meyvesi ağaçlarından kalan tek nar ağacında, oyun oynadığımız, hafızamdaki büyüklüğünün yarısı kadar olduğunu fark ettiğim her odada, kapıda, pencerede, dedemin ölüm döşeğinde, aynalı odada, odaya adını veren aynalı dolapta, evin kokusunda, banyosunda, tuvaletinde, avlusunda, hapis mi olmuş yoksa korumaya mı alınmış emin olamadığım çocukluğumu izledim.



O günlerde bize kilometrelerce uzak ve tekinsiz gelen yalnız başımıza gitmemizin yasak olduğu çayın aslında hiç de uzak olmadığını, kim olduklarını bilmediğim ancak daha önce gördüğüme emin olduğum yüzleri, gülümsemeleri gördüm. Çocukluğumdan bugüne gelen bu kadar korunmuş başka hiçbir mekan olmadığını, kentlerin hızlı ve köklü değişimleri nedeniyle çocuklarımızın yaşadığım bu duyguları belki de hiç tadamayacağını düşündüm.


Ancak o gün bu karışık duyguların yaşanmasına sebep olan şeylerin temelinde ise hepsinden daha derin bir yara vardı:
Annelerimizin yıllar önce başlayan küslüğü nedeniyle koptuğumuz, ama gönüllerimizin hep bir olduğuna yürekten inandığım benim mağrur ama gözlerindeki hin ifadenin keşfedilmesi için çok da dikkatli olmanın gerekmediği, maço erkek profili çizmeye çalışmasına rağmen bir karıncayı bile incitemeyecek hassasiyette olan, aslan gibi iki oğlana, kendisini böbreğinin tekini onun yaşamı için düşünmeden verecek kadar seven bir eşe sahip olan, bütün bunlara sahip olduğu için şanslı ama 50 bile olmadan hepsine veda etmek zorunda kaldığı için şansız olan canım kuzenim, Haldun Abim;

Huzur içinde yat,
geçen 15 yılın heba olmasında payıma düşenler için beni affet ve
bütün güzel anılara vesile oldukları için hemen yanında yatan
ananem ve dedeme de benim adıma teşekkür et,
güle güle git.     

8 yorum:

  1. öyle değerli ki benim için yaşanmışlıklarla anılarla dolu eski evler... ben çok duygulandım bu yazıyı okuyunca çok güzel anlatmışsın. hemen hemen de hepsi birbirine benziyor eşyaların mekanların, bizim memleketteki evimizi anımsattı bana. hele aynalı odanın aynası, üzerindeki fotoğraflar öyle çok şey anlatıyor ki bana... başınız saolsun, kuzeniniz nur içinde yatsın...

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Arkadaslar çok teşekkür ederim.
    Dostlar sagolsun.

    YanıtlaSil
  4. Allah nur içinde yatırsın:(

    YanıtlaSil