13 Eylül 2011 Salı

nasıl bir Yağmur?

Yağmur'un sadık takipçileri "nasıl da hızla büyüyor" serisini bilirler.
Dikkat ettim de o seriyi yazmıyorum uzun zamandır.
Artık anne dedi, baba dedi, emekledi, yürüdü devri kapandı;
nasıl baktı, nasıl oynadı, neyi tercih etti, ne dedi, nasıl tepki gösterdi soruları Yağmur'un bu hayattaki maceralarını daha bir tarif eder oldu sanırım.
Ben de düşündüm ve  artık yeni bir dizinin zamanın geldiğine karar verdim.
Bu yeni yazı dizisini Yağmur'un tertemiz bir sayfada oluşan biricik kişiliğine ithaf ediyorum.

Nasıl bir Yağmur?

Bana oyuncağını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim? (Bu bir derginin kapağından alınmıştır.)
Geçenlerde Yağmur'un babası kızımız hiç bebeklerle oynamıyor mu? Neden bebekle görmüyorum onu hiç dedi.
Düşündüm de bir kız çocuğuna göre pek de ilgili değil gerçekten bebeklerle.
Ben de gittim mama yedirilen, su içirtilen konuşan çok sevimli, tam teşkilatlı bir bebek aldım. Kutuyu görünce gözü parlayan Yağmur'un ilk kelimesi 'Aç!' oldu. Tamam dedim doğru yoldayım.
Kutuyu binbir zahmetle açtım. (Bu oyuncakları neden bu kadar sıkı bağlarlar anlamıyorum.) 
Orjinal bir mama tabağı ve kaşığı vardı. Kaşığı tabaktaki yuvaya yerleştirince zemberek kuruluyor ve kaşığın ağza götürülen bölümüne muza benzeyen bir parça geliyor ve bebeğin ağzına sokunca bu parça tekrar geri kaçıyor. Bu işlem o kadar hızlı oluyor ki bir an bebek sanki mamayı yemiş hissine kapılıyorsunuz. En azından çocuksanız öyle düşünüyor olmalısınız.



Yağmur'la işte bu işlemi yapmak için kaşığı aldık, tabaktaki yerine soktuk evet işte bir parça muz kaşığımızda bunu bebeğimize vererek karnını doyurmaya yardımcı olabilriz.
Hooop ağzına götür ve işte zemberek attı ve kaşık boş.
Mama nereye gitti??? Bebeğin karnına. Yaşasın hadi bi daha yapalım.

Yağmur tabii ki 'ben ben ben' der
Benim iç ses 'Tamam bu da oldu galiba'
'Al bakalım'
Yağmur kaşığı alır benim yaptığımın aynısını yapar.
Heyecanlı, sonuca bu kadar yaklaştığını hiç hissetmemiş ben
'Aferin kızıma, ne kadar güzel yaptın hadi bi daha yapalım' der.

Yağmur kaşığı alır ancak bu sefer bir başka bakar kaşığa.
Evirir çevirir, tabaktaki yuvaya sokar, çıkarır
eliyle muz simulasyonuna dokunur ve hoop kaşık boş.





İşte bu keşif anı konuşan, mama yedirilen, su içirtilen bu tam teşekküllü bebeğin sonunun geldiği andır. 
Bütün gün bir elinde kaşık bir elinde tabak gezen Yağmur da 20 aylık olmasına rağmen kişiliği ve tercihleri olduğunun ve bunu kabullenmek zorunda olduğumuzun ayaklı kanıtıdır.

5 yorum:

  1. emri-vaki yaparmısın :D
    al bakalım ;)

    YanıtlaSil
  2. Rabbim hayırlı ömürler versin...
    Öyle çabuk geçiyor ki günler,insan anlayamıyor bile...
    Güzel günler görsün YAĞMUR İnşAllah herdaim..
    Bende miminiz var :)

    YanıtlaSil
  3. Ben ki 24 yaşına kadar peluş köpeğim ile uyumuş bir anneyim, kızım peluş hayvanlarla da oyuncak bebeklerle de oynamıyor. Kesinlikle her çocuğun kendi tercihleri var ve "Oyuncağını söyle, sana kim olduğunu söyle" cümlesini çok sevdim, kesinlikle doğru.

    YanıtlaSil
  4. kuzumm yaa:)))
    maşallah....
    bende miminiz wardı:)
    segilerimle...

    YanıtlaSil
  5. bak gördün mü, çocuk kendi tercihini yapıyor :))

    YanıtlaSil