31 Temmuz 2010 Cumartesi

nasıl da hızla büyüyor II


 annanesiyle;



15 günlük Yağmur


6 ay, 21 günlük Yağmur

*** Füsun hamile ve yeni annelerin okuması gerektiğini düşündüğüm bir yazı  yazmış. Ben de üstüme düşeni yapayım ve link vereyim dedim. Ayrıca konu ile ilgili birbaşka yazının daha linkini bulacaksınız -Ayça'nın yazısı- onu da okumadan geçmeyin derim.

30 Temmuz 2010 Cuma

nasıl da hızla büyüyor...


Bodrum'a ilk geldiğinde
Yağmur annanesinin kanepesinde;
destekle oturuyoooor,


sonra kaykılıyoooor,


ve hatta böyle düşüyoooordu,


şimdi erem eke oturuyoooor,


parmak kaldırıyoooor "örtmeniiiiiim",


ve hatta bir suç işlerse,
"tamam tamam annecim, sen yorulma ben kendi kulağımı çekerim " diyor.

nasıl da hızla büyüyor...

*** Bu yazının arkası yarın bilginize !

28 Temmuz 2010 Çarşamba

dilerim ki;

Annelerin dünyasında 15 günde bir yazıyorum. Daha önce Perşembe günleriydi artık çarşambaları yazıyorum. Bu haftaki konu "doğum günleri" ydi.
Ne yazmışım -ya da dilemişim- okumak isterseniz buraya kocaman bir tık

26 Temmuz 2010 Pazartesi

bayan bin bir surat

yolda sokakta Yağmur'u görüp de;
"çok tatlııı erkek mi?"
"ay kaç aylık? erkek di mi?"
ya da soru bile sormaya gerek görmeyen bir öz güvenle
"merhaba yakışıklı"
"küçük bey nasıllar"

şeklinde diyaloglara girişen şahsiyetlerin inadına
giydiriyorum her rengi her modeli kızıma.

şimdi karşınızda bayan bin bir surat yağmuuuuuur :)

  
  
 
 
  

22 Temmuz 2010 Perşembe

bize bi halley oluyooo...



6,5 uncu ayda diş mi çıkarıyoruz, havalar mı çok sıcak yoksa artık ebeveynleri nasıl parmağımızda oynatırız öğrenmeye mi başladık bilmiyorum ama bize bi halley oluyor kesin.


Geceleri saat başı uyanmalar,
anne babayı görünce ağlama krizlerine kapılmalar,
bir oyuncağıyla oynarken en keyifli olduğunu düşündüğünüz bir anın ıh mıh diye inlemeler, mızmızlanmalara dönmesinin an meselesi olması,



yaptığı bir şeyden çabucak sıkılıp bağırmaya başlaması ve kısa bir süre bile olsa tepkisiz kalırsanız kulağı sağır edecek desibelde cıyaklamalar,


daha önceleri tepesinde dönen dönencesine vücudundaki bütün kasları ile heyecan yaparken şimdi ona dokunamazsa sinir krizleri geçirmeler...
Bunların hepsi bu aralar bizim meselelerimiz.


Bazen diyorum babası her an ve her dakika kucağında oyunlar oynattığı için eğlencenin tadına vardı ve sıradan anların sıkıcılığı ağır geliyor kuzuya,


bazen de yok yok kesinlikle diş çıkarıyor bu mızmızlanmalar o yüzden diyorum. 


Bir yerde okumuştum. 6. aydan sonra bebekler yaşadığı dünyanın bir parçası olmadığını kendilerinin ayrı bir varlık olduğunu keşfederlermiş. Bu yüzden de daha önce acıktıklarında karnının doyacağı, altlarını kirletince temizleneceğini bilirken, bu dönemde bunun pek de öyle olmadığını ya da olamayabileceğini fark ederlermiş bu da huzursuzlanmalarına sebep olurmuş. Diyorum hıh işte Yağmur'un psikozu da bundan diyorum.


Gerçek sebebini bulamadan bu günler geçecek biliyorum ama bebeklerin dünyasını anlama çabası bitmeyecek hiç bir zaman.


*** Gece uykusuzluklarım kayıt sayımı doğrudan etkilemektedir.


15 Temmuz 2010 Perşembe

evdeyiz bekleriz

23 temmuz 2006 yılı eşimle birbirimize evet dediğimiz güne yakınlarımızı davet etmek için hazırladığımız davetiyede hissettiklerimizi şöyle yazmıştık;


sevmeyi ve sevilmeyi öğrendiğim
biricik sevgilime

                                       damla

dünyayı gözlerinde gördüğüme

                                         ufuk
....

yazımın devamı için annelerin dünyasına.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

evmizin herşeyi

İkea, Evinizin Her Şeyi;
evinizin masası, koltuğu, sandalyesi
evinizin lambası, sehpası, yatağı
evinizin yorganı, battaniyesi, yastığı
evinizin perdesi, örtüsü, pas pası
evinizin tabağı, çanağı, bardağı
evinizin şamdanı, tepsisi, nihalesi
evinizin aynası, armatürü, dolap kulbu
evinizin havlu askısı, kutusu, halısı
evinizin kokusu, resmi, çerçevesi

Yağmur, Evimizin Her Şeyi;


evimizin neşesi, sesi, çığlığı
evimizin gülüşü, oyunu, şakası

 


evimizin meleği, prenses yavrusu, tosbağası
evimizin kelebeği, kuşu, çiğdemi

 

evimizin huysuzu, şımarığı, mız mızı
evimizin agusu, hopbalası, çıpbıdısı
evimizin benim kızım çok tatlısı, arı vız vızı, çilli bomu

 

evimizin mutluluğu, huzuru, bağı
evimizin sevgisi, merhameti, vicdanı


evimizin kokusu, rengi, nefesi
evimizin kıymetlisi, vazgeçilmezi, hazinesi

  

evimizin her şeyi, her şeyi, her şeyi...

7 Temmuz 2010 Çarşamba

İstanbulumuz geldi artık

Tatilimiz şimdilik sona erdi. Yarın uçuyoruz yuvamıza, İstanbul'a. İstanbul, öyle bir şehir ki hem özlenir hem kaçılır, hem tutkuyla bağlanılır hem boğazını sıkıyormuş gibi gelir, hem sevilir, istenir yürekten hem yaşarken onu bilinmez değeri, aşk gibi yani...

Bodrum'da denizin


Bodrum'da güneşin


Bodrum'da zaten organik olan armutların, kayısıların


Bodrum'da ananeyle dedeyle olmanın


Bodrum'da kuzenle fıkırdamanın


Bodrum'da grubun


keyfine vardık.

Şimdi İstanbulumuz geldi artık...

5 Temmuz 2010 Pazartesi

yağmur denizi

Tatil şimdi tatil oldu işte. Yağmur'un babası geldi. Ananesinin dedesinin bahçesinde mangal keyfi yaptı. Babasıyla "benim kızım çok tatlı" ve "çıpbıdı çıpbıdı" oyunlarını oynadı eğlendi.


İlk deniz deneyimini yaşadı, güneşin, egenin keyfine nasıl varıl öğrenmeye başladı. Hamakta annesiyle tembellik yaptı. 





 








Annesinin genç kızlığında müdavimi olduğu Yalıkavak'daki nadir güzellikte denizi olan Dodo Beach'de bir sayfanın kapandığını eğlencenin yerini dinlenceye bıraktığını bir kez daha hatırlattı ve içine huzur doldurdu.


Güneşin denizin etkisiyle mayıştı. Gittiği yerin maskotu oldu.
Bu kız annesine çekerse deniz kuşu olur, babasına çekerse karanlıklar prensesi.


Umuyorum annesine çeker, böylece babası miskinlik yaparken :) annesine uzun yıllar denizde arkadaş olur -en azından ebeveynlerinden sıkılıp onlarala vakit geçirmeyi daha az isteyene kadar-