17 Ağustos 2010 Salı

gelin olmuuuş gidiyorsuuuun..



Havaların sıcaklığı o kadar tak ettirdi ki canımıza Yağmur'un düzeni bozulur mu acaba? Bu kadar sık aralıklarla uçması doğru mudur? Babası çok özlemez mi onu? gibi soruları soramaz sorsak da cevaplarını bekleyemez olduk ve yine Bodrum'a uçtuk. Dedim ya tak etti canımıza.






İstanbul'u özlemiştim ama aklımda kalan İstanbul bu değildi ki; yapış yapış, bunaltıcı, bir de ramazan trafiği stresi sardı dört bir yanı. Yağmur'la bir şey yapmak için dışarı çıkmak istesek alışveriş merkezi turları pek de cazip değil. Günün sadece sabaha doğru nefes aldığını hissettirdiği zamanları da çok kısa bütün günle baş edebilmek için. 






Bir de sivri derdi var tabii. Cibinlik sineklerin Yağmur'un uyku mekanına girmesini engelliyor ama bununla birlikte esintinin de -kırk yılda bir bile olsa- girmesini engelliyor. Yağmur tüm bunlardan habersiz diyemeyeceğim oldukça da farkında her şeyin. Geceleri uykularımız artık o kadar bölündü ki daha fazla bölmeye matematik yasalarının bile gücü yetmez.




E bize de düştü yine yollar.


Geçen sefer denize girmek yüzünü ekşitme ve mızırdanma hallerinden tam da keyif haline dönmüştü ki İstanbul yolu görünmüştü. Şimdi artık denizin keyfini çıkarırız diye umuyorum.


Bu arada Marmara Depreminde yaşamını kaybedenleri anıyor, sevdiklerini, evini, işini kısacası hayatını kaybedenlere de yeni hayatlarında bol şans diliyorum. 


postun başlığını da bu image'a adıyorum...

2 yorum:

  1. Aman tanrım, bu nasıl bi güzellik. Güzel günlerde büyüsün inşallah..

    YanıtlaSil