3 Haziran 2010 Perşembe

ex-şehir


Eskişehir, Yağmur'un annesiyle babasının aşık olduğu, mimar olduğu, çooook güzel günler biriktirdiği, hayat dolduğu, annesinin kendisini bulduğu, babasının zaman zaman cozuttuğu güzeller güzeli şehir: merhaba ve yine hoşça kal. Antalya dönüşü yine konaklama yerimiz oldu Eskişehir. Bu sefer zamanımız daha uygun ve çok oldu. Her uğrayışımızda şehir biraz daha değişmiş oluyor ama rahatsız etmiyor. Çünkü imgesi o kadar kuvvetli bir şehir ki Eskişehir kolay kolay silemiyor 'eski'yi 'yenişehir'. Hatta bu sefer biz şehirden daha çok değişmişiz fark ettim. Yağmur'un babasıyla ele ele porsuk'da yürürken ki genç, meraklı, heyecanlı, patlamaya hazır potansiyel dolu o iki öğrenci gitmiş bir anne bir de baba gelmiş yerine. Birken iki olmuş ve şimdi de üç olmuşlar.


Tüm bu duygular üniversitedeki zihninizi en çok kurcalayan, uykularınızı sabote edip varoluşunuzu ve biçiminizi sorgulatan, sürekli geleneksel olanı yıkıp, tutunacağınız kavramların içerikleri ile ilgili şüphe sahibi olmanızı sağlayan ve yeni içerikler bulmanızı teşvik eden bir hocanızla Eskişehir'de eski şeyleri yaparken daha da kontrast yaratıyor.  Her insanın hayatında kişiliğinin oluşumunda belirleyici rol oynayan birileri olur ya hani, Yağmur'un da annesinin hayatında gerçekten önemli bir rol oynayan insan Kenan Hoca nam-ı diyar K.G ile birlikteydik Eskişehir'de. Aslında babasının da benzer şeyler söyleyeceğini biliyorum ama bunları ben yazıyorum işte. Bu sefer Yağmur, Kenan Hoca, Yağmur'un babası, ben, yine bölümden arkadaşlar Ercan ve Evrim. Her şey tamam da bu Yağmur nerden çıktı? Tuhaf sanki zaman aynı, ama bizler farklıyız. '1' farkla bu sefer galibiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder