25 Haziran 2010 Cuma

bebekle hava yolculuğu yapmadan önce okuyunuz!


Ufff ne yolculuktu ama.
Evet Bodrum'a ananemize, dedemize kavuştuk. Burada havalar süper. Ne bunaltacak kadar sıcak ne de soğuk ve yağışlı. Tam Yağmurcukla annesinin zevkine göre. İlk hava yolu deneyimimize gelince. Kara yolu kadar yorucu olmasa da epey zorladı. Aslında bu ilk deneyimimizde babamız bize eşlik edemedi. O yüzden biraz daha zor oldu. Ancak en son x-ray geçişine kadar Hasan Abimiz yardım etti. Sonrada güvenlik görevlilerinden hosteslere, saha görevlilerinden otobüs şoförüne kadar bilumum görevli arkadaş işimizi kolaylaştırmak için seferber oldular desem yeridir. Özellikle yalnız ve bebekli bayanlar için yazıyorum. Korkmayın hava yolu çalışanları arkanızda.
Bu deneyimle ilgili paylaşmak istediğim önemli noktalara gelince.

  • Bilet alırken uygun olduğu için tercih ettiğiniz hava yolu firmaları bagaj kilo sınırını aşağıya çekiyor ve buralardan kar etmeye çalışıyor. Tabii bebek ve çocuklu ailelerin bagajları bu sınırın üzerinde kaldığı için uygun olsun diye tercih ettiğiniz firmayla diğerinden daha pahalıya yolculuk etmiş olabiliyorsunuz. Bunu araştırmadan karar vermeyin derim. Ya da  araştırmayın ben araştırdım hazır bilgi buyurun kullanın.

  • Güvenlik geçişlerinde yalnız olsanız bile yardım ediyorlar size ancak bebek arabanızın da x-ray den geçmesi gerektiği için ve katlamasını sizden başkası beceremeyebileceği için bebeğinizi 15-20 saniyeliğine de olsa başka kollara emanet etmeniz gerekebilir hazırlıklı olun. Yüreğinize su serpecekse güvenlikteki arkadaşlar bu şekilde yolcularla sık karşılaştıklarından olsa gerek oldukça deneyimli göründüler gözüme.

  • Yine yukarıdaki maddede anlattığım durumların zaman alması nedeniyle havaalanına daha önce -bebeğiniz olmadan önce- gittiğiniz zamandan 30-40 dakika daha erken iştirak edin. Ayrıca sürpriz bir kaka bebek odasına git altını ve belki üstünü başını değiştir derken 15 dakikanın siz uçmadan uçtuğu anlamına geliyor.

  • Bir de bebek arabası sorunu var. Ben bebek arabasının bagaj tesliminde verileceğini düşünerek yanıma bir de ergobaby'i almıştım. Ancak gerek yokmuş. Boşuna yanıma yük yaptım. Üstelik en son güvenlik geçişinde unutunca. Geri dönüp almak için uzun mesafe koşusu yaptım. Hoş doğum kilolarımın 10 gr. bile mal olduysa iyidir. Ama yaşadığım stres için aynı iyi düşünceleri besleyemeyeceğim. Neyse siz boşuna yanınıza başka taşıma sistemi yük etmeyin derim ben. Çünkü Bebek arabası körüklüyse uçağın kapısında, merdivenliyse merdivenin başında görevlilere teslim ediliyormuş. Sonra da yine uçaktan inince size teslim ediyorlar arabayı.

  • Gelelim en mühim meseleye 'kalkışta ve inişte emzirme': Benim en çok endişelendiğim ve km.lerce kara yolunu göze alma sebebim olan konu uçaktaki hava basıncının bebeklere verme ihtimali olan zarardı. Riski aza indirmek için kalkış ve inişte emzirmek gerekiyor. Ancak Yağmur'un algıları açıldığından beri gerçekten aç değilse onu memede tutmak kolay iş değildir. Bunun stresi sardı dört bir yanımı. Ancak sorunsuz atlattık. Uçaktan önce bir süre emzirmedim. Yani aç bıraktım yavrucağı, böylece iştahla emdi kalkış sırasında. Ancak bir süre emdikten sonra uyudu, ben de kendimce bir basınç eşitleme mantığı kurdum ve ağzını araladım uyurken. Sonra inerken biraz sorun çıkardı. Etrafta konuşanların sesleri emmeye konsantre olmasını zorlaştırıyordu ben de bu ihtimale karşı biberona su koyup bir gün önceden beri içirme alıştırmaları yapıyordum. Onu verdim ve emdi. Böylece Yağmur da hiç biberon emmemiş olmadı. Sorunsuz geçti yani. Zaten hostes ablalar beni en uygun ve boş koltuk grubunun olduğu yere oturttular sağ olsunlar.
Böylece bir maceranın daha sonuna geldik. Sonraki maceralarda görüşmek dileğiyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder