11 Mayıs 2010 Salı

piyano piyano bacaksız

Yağmur'a 8 aylık hamileyim. Rutin kontrole doktora gittik. Ultrason odasında doktorun gelmesini bekliyoruz. duvardaki lcd'de ultrason cihazının reklam fotoğrafları slide show şeklinde geçiyor. Mutlu yaşlı bir çift, genç bebekli bir aile, bir çocuk elinde bir gitar. Yağmur'un babası dedi ki: 'Kızımızı mutlaka bir müzik aleti çalması için teşvik etmeliyiz' 'Evet' dedim 'Çok iyi olur. Her dönemde kendini dışa vurabileceği bir aracı olur, kişisel gelişimi için de olumlu olur. Umarım o da hoşlanır bu fikirden.' Babası: 'belki de bu bizim elimizde' dedi. Bu konuşmalara şahit olan annem de 'pes doğrusu doğmamış çocuk için konuştuğunuz şeylere bakın.' dedi. 

Gerçekten öyle mi? Bebeklerimiz büyüyünce nasıl birer kişi olacakları gerçekten bizim elimizde mi? 4 aylık bir bebek dahi tercihlerini açıkça gösteriyor. Uyanır uyanmaz, henüz tam ayılmadan kucağa alınmaktan, yüksek ses ve heyecanla sevgi gösterisinden, emerken annesinin yüksek sesle konuşmasından hoşlanmadığını, arabada giderken kendisiyle konuşulmasından, gıdığından öpülmesinden, arı vız vız vız şarkısından, benim kızım çok tatlı tekerlemesinden, bazı oyuncaklarından daha az bazılarından daha çok hoşlandığını anlatıyor, eğer dinlemesini bilirseniz. Çocuklarının gelecek kararlarıyla ilgili hayaller kurup sonra hayal kırıklığına uğrayan bir sürü ebeveyn tanıyorum. Ben de şimdiden Yağmur'un konservatuvar eğitimi almasından hoşlanacağımı söylüyorum. Aslında ben kim oluyorum ki hoşlanmaktan bahsediyorum. Hayatta ne yapacağıma karar verirken annemin babamın istekleri ne kadar belirleyici olabildi ki? Yağmur da kendi karar verecek bu parmaklarla neler yapacağına. Ama biz hazır böyle bir enstantane yapabiliyorken yapalım da kendimizi tatmin edelim dedik o ayrı. Aşağıda Yağmur Hanım'ın dönencesinde büyük bir zevkle dinlediği Mozart'ın 24. senfonisinden bir bölümün icrasını izliyorsunuz. İyi seyirler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder